Ney’de Taksim

TAKSİM: Herhangi bir enstruman ile belli bir makamda yada farklı makamlar gösterilerek, belli bir ritme bağlı olmaksızın yapılan ve icrâcının tamamen doğaçlamasına ait olan serbest icrâ şeklidir.

Taksimin süresi, icracının duygularına bağlı olarak uzun veya kısa olabilir. Bazen de belli bir müzik topluluğu içerisinde; Mevlevi ayinlerinin başlarında ve sonlarında, ilâhi, gazel, fasıl veya şarkı aralarında, süresi az çok belli olan taksimler yapılır. Tek bir sazın verdiği konserlerde (Resital), taksimin süresi üfleyenin duyguları ile orantılı olarak süreye bağlı kalmaksızın yapılabilir.

Taksimin notası olmaz. Metodumuzda, yeni başlayanlara kolaylık olması bakımından bazı basit taksim örnekleri notaya alınmış olup, kitabımızın sonlarında yer verilmiştir. Bu taksimler kısa ve gösteri taksimleridir. Her ne kadar taksimler notaya alınsa da, aynı etkiyi yakalamak nota yazımı olarak zordur. İyi bir taksim yapabilmek için öncelikle Türk Müziği bilgisinin yeterli olması gerekir. Bundan daha da önemlisi; gelmiş geçmiş iyi icracıların, hangi saz olursa olsun, yaptıkları taksim kayıtlarının sıkça dinlenilmesi gerekir. Bu durumda taksim öğrenenler dinledikleri taksimlerin etkisinde kalarak taklit yoluna gidebilirler. Bunun böyle olması doğaldır fakat yanlış da değildir. İcrâcı zamanla kendi taksim karakterini bulur ve geliştirir. Fakat yine de iyi taksim edebilmek Allah vergisi bir yetenektir. Her müzisyen iyi taksim edecek diye bir olgu yoktur.

TAKSİMDE TAVIR (EKOL)

Taksim konusunda iki önemli konu vardır: Birincisi; aynı makamda farklı zamanlarda yapılan taksimlerin mümkün olduğu kadar birbirine benzememesine dikkat edilmesidir. Aksi takdirde taksimin ezberlendiği, veya icrâcının doğaçlama gücünün zayıf olduğu izlenimini yaratır. İkincisi ise, taksim bir tavır olarak yerleşmelidir. Her icrâcı kendine göre bir tavır geliştirmelidir. Örneğin radyoda bir neyzenin taksimini dinlerken “ Üfleyen falanca neyzen” denilebilmelidir. Yakın tarihimizde kayıtlarını bulabileceğiniz ve hepsi de farklı tavırlarda üfleyen neyzenlerden bazıları:

Emin Efendi tavrı,

Hayri Tümer tavrı,

Neyzen Tevfik tavrı,

Süleyman Erguner tavrı (Dede),

Aka Gündüz Kutbay tavrı,

Niyazi Sayın tavrı…

Musıkî tarihinde tavırlarıyla ün yapmış, ancak günümüze kayıtları ulaşamayan, Neyzenlere ait bilinen bazı ekoller şunlardır:

Oskiyam tavrı,

Salih Dede tavrı,

Hüseyin Fahrettin Dede tavrı,

Aziz Dede tavrı,

Melek Dede tavrı…

Taksimler üçe ayrılır:

  1. Gösteri taksimi: Doğaçlama olarak yapılan taksim türüdür. Sözlü veya sözsüz bir esere başlamadan önce, o eserin makâmını tanıtım amacıyla yapılan kısa taksimlere de gösteri taksimi adı verilir.

  2. Ara taksimi : Fasılların ortasında yapılan taksimlerdir. Gösteri taksimi gibi makâmı tanıtım amaçlı olmayıp, komşu makam dizilerine de geçki yapılabilir. Ancak bitiş daima fasılın yapıldığı makamda son bulur.

  3. Geçiş taksimi : Adından da anlaşıldığı gibi başka bir makâma geçki yapılan taksimdir. Örneğin bir okuyucu Rast makâmında eserler okuduktan sonra Segâh makâmındaki eserlerle programına devam edecek… Bu durumda sazlardan biri Rast makâmında taksime başlar. Komşu makam dizilerini kullanarak Segâh makâmına geçiş yapar ve Segâh karar verir. Böylece okuyucunun Segâh makâmını kolayca icrâ etmesine rehber olur. Müzisyen tâbirince , ‘’ Kulağı ısınmış’’ olur.