Ney’in Tarihi

NEY’İN TARİHİ

Ney; (Nây) Dicle ve Fırat nehirleri arasındaki bölgede, Mezopotamya’da yaşayan Sümer’ler tarafından, M.Ö. 5000 yıllarından itibaren kullanıldığı sanılan nefesli bir çalgıdır. Sümer dilinde Ni veya NA olarak adlandırılmış olup çok saygın bir yeri vardı. Tek parçadan oluşan bu ney’den başka, ‘ ’Çifte Ney’’ veya ‘’Çifte Flüt’’ diye tâbir edilen bir nefesli enstrumanları daha vardı. Asur medeniyetine ait yapılan kazılarda da çifte flüte ait parçalar ve duvar resimleri bulundu.

Ney, bu coğrafya’dan Asya ve Orta Anadolu kavimlerine geçmiştir. Türkler, İslâmiyeti kabul etmeden önce, eğlence ve diğer müzikli toplantılarında bu sazı benimseyip kullanmışlardır. Bilhassa ‘’Hıtay ve Huten Türkleri’’ tarafından oldukça yaygın kullanılmıştır. Hatta Orta Asya Türkleri bu sazı flüt gibi yan tutarak da üflemişlerdir. Türklerin tarihinde ney adında başka nefesli sazlara da rastlıyoruz. Bugün bile Türkistan’da kullanılan ve adı ‘’Hoş Nay’’veya ‘’Koş Ney’’olan ney, yan yana bağlanmış çift boru veya kamış şeklindedir. Bir diğeri; Türklerin 12.yüzyılda savaşlarda ve göçlerde kullandıkları, üzerinde delikleri olan ve gövdesinin eğri olduğu bir çeşit borudur. Bu saz, çok yüksek ses verir ki; adı da, ‘’Nay-i Türki’’ veya ‘’Sûr Nay’’ diye zikredilir. Ancak adları nay gibi okunsa da bunların bildiğimiz neyle bir benzerlikleri yoktur. Aslında bu saz, zamanla dil fonetiğimizde ‘’Zurna’’ ismini almıştır.

Ney, İran’lılar, Araplar ve Ari’ler tarafından da rağbet görmüş ve kullanılmıştır. Bugün bile ‘’İran Ney’i’’ diye adlandırdığımız ney, başpâresiz ve dişlerin arasında üflenmektedir. Ancak Araplar ney’e ‘’Mizmar’’ demişler ve onlar da başpâresiz icrâ etmişlerdir. Mizmar, düdük veya kaval gibi üflemeleri içine alan bir kelime olmasına rağmen, anlam olarak nefes, nefes borusu veya hançere demektir.

İbn-i Sinâ’ya göre ney; ucundan üflenerek icrâ edilen kamıştan bir borudur. Evliya Çelebi de 16.yüzyılda Istanbul’da ‘’Kamış Mizmar’’ ve ‘’Tarak Mizmar’’ kullanıldığını ifâde etmektedir. Yine Evliya Çelebi, Istanbul’da ‘’Eyüp Borusu’’ diye kamıştan yapılmış bir nefesliden daha bahsetmektedir. Bu sazın varlığı, Hz. Muhammed(S.A) tarafından da bazı hadislere dayandırılarak bahsi geçtiği söylenmektedir.

16.yüzyılda yapılmış gravür ve minyatürlerde, neyler başpâresiz olarak resmedilmiştir. Tespitlerimize göre başpâre, 16.yüzyıl sonlarında kullanılmaya başlanmıştır.

 

asur_cifte_ney
Asurlular’da Çifte Ney
sumer_cifte_ney
Sümerler’de Çifte Ney

3000-4000 yıl evvel Mısır’da ney’e benzeyen bir sazın icrâ edildiği bilinmektedir. Buraya muhtemelen Mezopotamya’dan geçmiş olabilir. Zirâ bazı mezarlarda, mumyaların yanında ney sazına benzeyen nefesli müzik aletleri bulunmuştur. Mısırlı tarihçiler, ney’in icâdını Tanrı Osiris’e dayandırırlar. Bazı tarihçiler Tanrı Osiris’in icat ettiği ney’in ‘’Lotus’’ denilen kamıştan yapıldığını söylerler. Mısır’da görülen ve bir çeşit ney olan çifte ney’i (Eski rölyeflerde yer almıştır) kadınlar çalardı. Mısır’da doğru (düz) tutularak çalınan ney’lere‘’Mam’’ veya ‘’Mem’’, yan tutularak çalınanlara ise ‘’Sebi’’ denilirdi.

Amerika kıtasında, Meksika civarında yaşayan Astekler de dini törenlerinde ney benzeri müzik aletleri kullanmışlar ve Mevlevilere benzer semâ törenleri düzenlemişlerdir. Ney sazının buralara gelmesine sebep olarak da Orta Asya’dan, Alaska yoluyla yapılan göçlerin neden olduğu tahmin edilmektedir. Sümerlere ait kazılarda bulunan ney ve ney çalanları simgeleyen kabartma heykeller (Rölyef) önceleri Philadelphia Üniversitesi Müzesi’nde sergilenmekteydi. Günümüzde ise bilinen en eski iki adet ney ‘’Sümer Flütü’’ adı altında bugün Pennsylvania Üniversitesi Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir. Muhtemelen Philadelphia’dan buraya nakil olmuştur. Bu eserler M.Ö 2800 yıllarına aittir.

Abdübâki Nâsır Dede, ‘’Tedkıyk-u Tahkıyk’’ adlı eserinde, makamların icrâsını, ney üzerinden göstermiştir.

Evliya Çelebi ünlü seyahatnâmesinde, ney’in icâdını Hz. Musa’ya dayandırır ve çobanken kamıştan bir kaval çaldığını söyler. Yine aynı eserinde, 16-17.yüzyıllar arasında Istanbul’da Mevlevihâneler dışında 160 kadar daha neyzen olduğundan bahsetmiştir.

Bildiğimiz en eski neyzen olarak Hz. Mevlâna meclisinde bulunmuş olan ‘’Hamza Dede’’zikredilir.

Ney, din dışı Türk Mûsıkîsinde ve Dini Mûsıkîde kullanılan en önemli sazlardan birisidir. Ney, organik yapısı nedeniyle insan sesine en yakın müzik aletlerindendir.

 NEY İCRÂCILARININ MAKAMLARI (MERTEBELERİ)

Neyzen: Ney üfleyene neyzen denir. Nay kelimesi Farça’da kamış demektir. Ancak nay kelimesi dilimizde ney olarak yaygınlaşmıştır. Zeden kelimesi de yine Farsça’da icrâ eden anlamındadır. Bu suretle bu kelime ‘’Nayzeden’’ veya ‘’Neyzeden’’ olarak kullanılırken, bizim fonetiğimize neyzen olarak geçmiştir. Ancak neyzenlik mertebesi, her ney üfleyen için geçerli değildir. Sazındaki ustalığı ve mûsıkî bilgisi ile kendini kanıtlamış olması gerekir.

Neyzenbaşı: Neyzenlikte ileri olan ve Mevlevihânelerde ‘’Mutrıp Heyeti’’ denilen saz heyetinin en kıdemli ve baş neyzeni demektir. Kudumzenbaşından sonra bu heyetin başıdır. Diğer neyzenlerin de en başında oturur. Eskiden neyzenbaşılara ‘’Ser Neyzen’’ veya ‘’SerNâyi’’ denilirdi.

Kutb-ı Nâyi: Neyzenliğin en üst mertebesidir. Yâni ‘’Ney’in Kutbu’’ anlamındadır. Sadece sazında olan ustalıkları ile değil, mânevi olarak da ilim sâhibi kişilerdir. Bu kişiler çoğunlukla da Mevlevi Dedeleridirler. Bir başka deyişle, dede neyzenlerdir. Bildiğimiz en meşhurları; Kutb-ı Nâyi Hamza Dede, Kutb-ı Nâyi Osman Dede ve Kutb-ı Nâyi Said Dede’dir.